Bir fırtınanın çekirdeğinde gülü damıtıyordum
Serin vedaları sıcak kokuyla hatırlayalım diye
Ellerim yağmura uğultu
Umdunuz gibi
Oysa sesine küt inen göl kıyısıydı
Aynalı dolunay çeşmesi
Tarçına benziyordu akışlar
Acı ve tatlı
Unutuşun diş iziyle büyüyen koridorlarımda
Soydum dudaklarını ürpertinin
Çıplaklığın dininde ölüm mü yenildi
Kıskandım sizi
Uzanan düşün yaralı tırnağından
Nehir oldu akşamüstüne, sulandık
Soluna kapanan güneşte ferahlık
Ayna kilitlemiş aynalığını
Göl kırık, kırığında balık cesedi
İçimde ki ağ tasviri kayıp arıyordu
Yakalandınız gibi
Gevremiş yolcu gölgenize tutunurken
İçinde korkulan sokakların bozuk asfaltı
Konuşa geldi bir saatin penceresine
Kabuksuz fırtınanın içinde olası meleğimi yalanlıyorum
Transparan sözcüklerim toprak duası
Dilimi bir saksıda beslerken
Görmedim sizi
Merdivenin kenarındaydım yağmurun es geçtiği
Köklerimi boyadım göz mavisine bu yüzden
Sırların ağzında bir ateş uludum
Külün alnına yazgı
Ve siz bir kenardınız ilk sözcüğümü dayadığım
Ortanız çürük su
Yansımaya lanetliyim