[A] >  [Adnan Durmaz Şiirleri] > Ateş Çiçeği-17 Şiiri
Sponsored Links

Adnan Durmaz - Ateş Çiçeği-17

Eklendi:
Yeni Şiir Eklemek İçin Tıklayın Şiir Ekle      Hata DüzeltHata Düzelt
Hava sancılı mavi
Poyraz ağudan acı
Erkmen Kayalarına duldalanmış
Bir grup yoldaş tütün içiyor
Hey gidi diyor & hey gidi
Bayat Köyünden Amancı
Şu ayazın derdine bak
Ya o Arap Çölleri
Hey gidi Şam günleri

Bizim asker esir idi
Dört kat telin ötesinde
Biz bir avuç Türk Askeri
açlıktan ölmek üzere
Ben hastayım
ağzım - yüzüm bir avuç
Elimizden gelse biz de kaçardık
Ama kum İngiliz'den daha kafir
sam yelinde dalga dalga
Böylesine Cehennem çöl

Arif Bey dedi ki
kahraman arkadaşlar
şimdi biz
İngiliz askeriyle harp edeceğiz
Ya bu telleri deleceğiz
Ve yahut öleceğiz

Çok işler başardınız
Cehennemler yaşadınız
dağlandınız bilirim
Bilirim kalmadı dermanınız
Yalnız tel örgü ardında kalanlar
kan bir kardaşlarınız
Şimdi gelmek istemeyene
Hasta- sökele yok diyecek lafımız
Çünkü siz yapacak her yiğitliği yaptınız
Gelenler gelsin
Şu İngiliz gavuruna ders verek
Gönülsüz kavga olmaz
bize gönüllü gerek
Hastaya- sökele
gücü yetmeyene ne diyek dedi
İlkin bir sessizlik çöktü
Asker birbirini heyikledi
Bazısı ayrıldı çekildi bazısı kaldı
Ölümün hududu teller
Azıcık asker
Biliyorduk aşılmazdı

Ben ki tanırım Arif Bey'i
Öleceğimi bile bile kavgada
gitmedim ayrılanların yanına

Ardından
bize gerek & size ne gerek deyip
Aldı gidenlerin silahlarını
Sonra da bize dönüp dedi ki
Çölün ortasında- kafir elinde
Silah arkadaşını esir bırakan
zinhar vatan haini
Şu ayrılanların katli vaciptir
Günahı- vebali benim boynuma
paklayın hepsini

Yine bir ölümden dönmenin
şaşırtan korkusuyla yüreklerimizi yokladı
Sonra omuzlayıp utandırmazı ayrılanları pakladık

Yüzde yüz öleceğimize inanıp
Saldırdık İngilizin üstüne
Gün mü geçti- ay mı- yıl mı
Kavga bittiğinde kan içindeydik
Yerde kafir ölüleri & vakit ne idi unuttum
Ve içerden esir asker üstümüze sökün etti
Aylarca yıkanmamaktan bitten- uyuzdan kurumuş
Dayanılmaz korkulara sarıldılar boynumuza
Orda duydum şu insan ne kadar pis kokuyor ki
Leşten- boktan milyon beter
hey gidi oğlu - hey gidi

Hava sancılı mavi & Poyraz ağudan acı
Erkmen Kayalıklarında
Bir grup Kuva-i Milliyeci
bir zamanlar tütün içti
hey gidi...

……………………………………………………………………………….






Bozkır'ın içinde toplar atıldı
Şiddetinden aylar günler tutuldu

Arif Bey'i anlatan bir türkünün Geynik Köyünde bulunmuş iki dizesi..




İşgâlci çizmeleri çiğnerken
Çobanların kaval kanattığı dağları
Başka ordular yürürken
kendi şarkılarıyla kuşatıp
türküler vatanı bozkırları
yeşiline yas üşümüş ovaları
Viran hanelerde un uçar- kepek kaçar iken
Analar gözyaşı pınarı & gelinler dul
Ölüm pusuya düşürmüş
iskeleti kalmış çocukları
Koca ülke naçar iken
Ve öldü sanılan
Ağır ağır yerinden kalkar iken

Kara sakallarını kana bulayıp
Kuduz yobazlar uludu
kardeş kanına susamış
Din elden gidiyor

İşbirliği yapıp Yunanla- İngilizle
Cihat eylediler Kuva-i Milliye'ye

Ve dağlarda dolaşan asker kaçaklarından
toplayıp en azmanlarını
Kin şarabı içirdiler kan ile katıp
Din- iman renklerine boyandılar & ayaklandılar

Karakeçili Milli Alayı neferleri
Başlarında Yarbay Arif Bey
Konya Yangınına at sür ettiler
Namları ulaştı onlardan önce Bir kez daha ateşlerde yürüdüler
Alaaddin Camii'nin duvarlarında
o zamandan kaldı kurşun izleri
Söylenir ki
Hürriyet ve İtilaf Fıkra Başkanı
sözüm ona din adamı Zeynel Abidin Hoca
İngiliz Muhipleri Cemiyeti Başkanı Sait Molla
çekerek başı boş güruhun başını
Cehenneme çevirdiler
Konya'nın - Bozkır'ın sokaklarını
Fırtınalı- boralı günlerde Sait Molla
İngiliz Ajanı Rahip Frev'e
mektuplar gönderip yardım dilendi
Sonra çıkıp ortalığa din elden gidiyor- dedi

Kürtoğlu Musa
Bademli'li Hacı Halil ve Güzel Çavuş
Namlarıyla bilinen birkaç çapulcubaşı
Yalan ve hiyle ile yallanarak
Bin kadar köylüyü ayaklandırarak
bastılar Bozkır Askerlik Şubesini
cephaneye el koydular
Seydişehir üzerinden gelen askeri
pusulayıp bozguna uğrattılar
Ayaklanmanın başlaması 1919'un 26 Eylül'ü idi
Ve bağışlanma sözü alıp
4 Ekim'de hareketten vazgeçildi
Gene de ortalık kıvılcım bekleyen barut fıçısı gibiydi
Yeni bir ayaklanmaya önlem olarak
Sivas'taki Heyet-i Temsiliyeden bazı birlikler
Ve Karakeçili Müfrezesi Mahal'e gönderildi
Ve telaşa düşen Zeynel Abidin
Yeniden ayaklanıp adamlarıyla bastı Bozkır'ı
Tarih 20 Ekim 1919 idi
Kuva-i Milliyeye meydan okuyup
askeri birliklerin çekilmesini istedi
İlk birlikler yenildi
Zeynel Abidin güçlerine
Ve sardı ortalığı Yarbay Arif'in dehşeti
İsyanı kanla bastırdı
Nice yangınlardan yanmadan geçmiş
Karakeçili Müfrezesi
Söylenir ki
Karınca ocağını çiğnercesine
ezerek yürüdüler önlerine geleni
Arif Bey açınca zindanın kapısını
Korkudan titrer buldu Bozkır Kaymakamı'nı

Tevatür yağma yapıldı derler
Nerede kasalak köşkler
Bordo kapılı ev varsa
Altını - ziyneti toplandı...

Tellallar bağırtıp sokaklarda
isyancı başıların kelleri istendi

Bir çuvala sarılı getirip koydular
elebaşılarının kellelerini
Sonra da kurşun dizildiler ödül beklerken
Hep biri bir ölümdü boşalan
Arif Bey'in mavzerinden...

Derler ki
isyancılara zayıf davranan
zavallı Kaymakam
Cevap veremeyip Yarbay'ın
çetrefil sorularına
yeyiverdi kurşunu alnı çatına
Sokaklarda kan yürüdü sel gibi
Bundan yüzyıllar önce buralarda ayaklanan
dağlar delisi Süleyman
Yeniden dirildi fakat
vatanını satanların uşağı olarak
Ve kanı kanla yudular
Mezbaha gibiydi sokaklar
An oldu kesildi kıpırtılar
Başı kesilecek gibi
ürpererek esti rüzgâr...
Arif Beyin adamlarından biri
girdi varsıl bir haneden içeri
Gördü ki ödü kopmuş bir yaşlı kadın
ve tir tir titreyen gelini

Yükte hafif pahada ağır
Altın- ziynet devşirildi
Sonra di içeri girdi
Bağırmağa bile korkan gelinin
soydu giysilerini & Pervasızca ilişti

Derler ki
Kocakarı ağlayı ağlayı Arif Bey'in
karargâhına geldi
Hem ağladı - hem söyledi
Arif Bey'in başı düştü önüne
Olanları kıpkırmızı kızararak dinledi
Sonra azametle kalktı yerinden
Topladı askeri - sıraya dizdi
Döndü Kocakarıya
ebe anlattığın kim ise göster dedi
Kadın dolaştı kalabalıkta
Irz düşmanını gösterdi

Arif Bey atının sırtında sular gibi akardı
Sular gibi akar iken tek kurşunla av avlardı
Vuracağı adama bir tek kurşun sıkardı
Kadının gösterdiği adam ayrıldı
Arif Bey elini beline saldı
Yalvarıp yakarmağa kalmadan
kalbine nişan aldı çekti tetiği

Sekti kurşun sol döşünün üstünden
Bet - beniz kalmamış adama
bir şeycikler olmadı
İkinci kurşunu sıkmaz bilerek
Yüzünde suçukmuş deli bir ifadeyle
gülmeğe başladı
Komutanım & yetmemiş vadem dedi
Arif Bey alevlendi
Çıkar ulan sırtındaki cepkeni
Gördüler ki tek kurşun tabakasından sekmişti

Çabuk defol aramızdan
Anan cumaakşamı gün doğurmuş dedi

Mütecaviz yüz adım kadar gidince
Arif Bey Çingenoğlu'na işaret etti
Yaradana sığındı Çingenoğlu
elini beline saldı
Denkleyip tetiği çaldı
Kurşun bir ölüm kuşu
Uçtu malum sesiyle burgulanarak
Adamın beynini parçaladı
İşte böyle bastırıldı Bozkır Ayaklanması
© 2003-2024 www.alternatifim.com/ Her Hakkı Saklıdır.