[A] >  [Adnan Durmaz Şiirleri] > Ateş Çiçeği-05 Şiiri
Sponsored Links

Adnan Durmaz - Ateş Çiçeği-05

Eklendi:
Yeni Şiir Eklemek İçin Tıklayın Şiir Ekle      Hata DüzeltHata Düzelt
Önce sapsarı kesildi gece
Sığır sidiği renginde & sonra safran
Ardından limon ve yumurta sarısı

Birden yeşil oldu her şey
Çimen yeşili- ardıç
Püren rengi & acı güveyik
çamaşır kili
üzerlik
Yeşil yeşil kanadı
bir ala geyik
Bir göz cacık cacık baktı
Ardından dudu yeşili
Kıpkırmızı bir kuş yardı
Ağulcu acı otunu
Gagası gece karası
Gözleri ap ak
Elinde kırık bir sıtara
Geldi de başına kondu Hatçe'nin
Kekme vurdu alnına
Uzaktan anasının ağlayan sesi geldi
kurum rengi bir ormanın içinde
yanık yanık ağıt eder oturur
Hatçe o yana seyirtti
Seyirttikçe uzaklaştı ormandan
Ağladı deliler gibi
Birden babasını gördü
demirkır bir at üstünde
Baba dedi
Bu kimin atı baba
Babası gülümsedi
baktı manalı manalı

Bu Tebelek gavurunun
O kuşu da ben saldım
başını keksin diye

Sonra at konuştu

Ben Kar' Üseyin'in atıyım
Ben de havasım Hatçe'ye
Ben de gelip gireceğim koynuna

Babası gülmeğe başladı
Sonra da kişnemeğe
At güldü & babası kişnedi
Anası güldü
Kar' Üseyin ağıt etti

Bağırarak uyandı Hatçe Gözleri yaş içinde
Karşısında Kar' Üseyin bağdaş halinde
Mayıl mayıl bakıp durur
Hatçe ağlamağa durdu
O ağladı & Kar' Üseyin baktı yüzüne
Bir yalvarış & çığlık çığlığa
Uzaktan bir horoz öttü

İçimi mılcıttın & canın mılcısın
Güzelliğim miydi cümle günahım
Al işte cılkımı çıkarttın

Sonra arkasını döndü eğdi başını
Sabah ezanı duyuldu
İki gölge gibi kalakaldılar
Şafak ışıdı dışarda & yayla ayazı çöktü
Çıkıp gitti Kar' Üseyin
Oturduğu yerde uyudu Hatçe...

Küçük ilçenin sokaklarında
Ölü çıkmış evlerin hali
Kerpiç evlerin alnında güneş keder eğiriyor
Bir yerlerden ağıt sesi geliyor
Bir çocuk & çöpten bacaklı & çember çeviriyor
Neredeyse kemikleri görünecek yüzünün
Dam diplerinde yaşlılar
Işıksız gözlerinde acıya bağdaş kurmuş
Uğursuz bir kıtlık yeli esiyor

Karşı mahallede kavgalaşan kadınlar
Güllü kakınç kakıyor
Satı oynuyor
Satı bağırıyor
Güllü oynuyor

Küçük ilçenin sokaklarında
Kasalak ağa evleri
Önü salındırma kuyulu
sırtları kavi

Bir de ellik gavurları
Demirci- kalaycı- rakıcı- arabacı
sair meslek erbapları
Bir elleri yağda- diğeri balda
Yüzleri güleç mi güleç
Tüm bunların arasından
Al kutnu sayasının içinde
boynu eğik
Geçip gider Filik kadın
Bu kaçıncı gelişin Bayraklı Kapıya Kaçıncı ağlayıp yalvarması

Kızımı alıp kaçtı eşkıya
Kör tırnaklarınıza kurban olayım
Varın alın cerenimi çapulculardan
Ben garip bir kadınım kimsiz- kimsesiz

Tamam abıla dediler
Sen git çaresine bakarız
Bütün dünyalara küsmüş
Yürüdü istenci yıkık boynu bükülmüş
Suvermez'e doğru yaya yapıldak

Rahmetli kocası del'izzet
Heybetli bir adam idi
Udlu- küşümlüydü insan içinde
Hey gidi Deli İzzet hey gidi
Derdi ki kurt- kuş börtü- böcek
Onca hayvan içinde en şereflisi biziz
en şerefsizi
Katili- hırsızı- yüreklisi- yüreksizi
hey gidi - hey hey gidi
Ne harplere girmiş- belalar görmüş
Tarlaysa - evirmiş araziyi
Ekecek tohum yok ki

Derler ki Del' İzzet'in ala bir kısrağı vardı
Sıkıştığı zamanlar da yol keser
ellik gavuru soyardı
İzzet daha tıfıl iken
Pörnek'te şaki Dimitri
Gelenin- geçenin yolunu keser
Soyardı deveyi- katırı
İnsan oğlu çiy süt emmiş
Korkudan sayar hatırı
Gözleriyle görmüş İzzet
Yalvarmış kervancılar
Demişler Dimitri gardaş merhamet et
amanı- imanı bilin mi
Karıncanın ocağına kuş bile konmaz
Ellik gavurundan eşkıya olmaz
Kimisi de dedi bu gavur değil
Türk'ün içinden tutması & adını saklıyor
Kimisi & niye saklasın
Gavurun köpoğlu köpeği
Kimisi öyle dedi - kimisi böyle dedi
Dimitri eşkıya & ne gavur ne müslüman
Dediler zaptiye baskın eylemiş
kuruşunu yemiş

İlçede hanayı var
şu Tebelek gavurunun
Pörnek'te akan çayı var
suyunda değirmeni var
Del' İzzet önünü kesti ekizce'nin berisinde
Tebelek gavurunun atı yeğindi
Dizginleri salıverdi aktı bozkırın göğsünde
İzzet'in cılız atı erişemez ki
Avını kaçırmış bir avcı gibi ağlarcasına söylendi

Len zalım Osmanlı dedi
Yazıklar olsun sana
Gavuruna şahan atlar verirsin
Sıskası kalır müslümanına

İsmail'den olma & Hapılı'dan doğma
Beş bacının bir goncası
En kibarı en incesi
Deli İzzet'in karısı
Oturdu taşın dibine
kocadım gayrı dedi
Neredesin Del' İzzet'im gel geri
Uzak cephelerden gelmiş
Altında ala beygiri
adına Del' İzzet denmiş
Ortalık kaçak kaynıyor
Kaç kadın kurtardı başına çökülmekten
Kimi selinti toplarken
kimisi cacık kazarken

Kişifleyip kıstıran kaç çapulcu yakaladı

Ellerini urganlara bağlayıp
Dolaştırdı sokak sokak- köy köy
Attığı dayakları seyre çıktılar
Tilki tövbesine çekti çoğunu

Sığmadı dağa- taşa Del' İzzet'in yüreği
Cem- i cümle cephedeyken
Ar etti kendisine buralarda beklemeyi
En sonunda çekip gitti ala kısrağın sırtında
Bir daha geri dönmedi

Arta kalanına biçilen yazgı
acı bir ağıt üstünde
Adı bilinmez bir yerden
Şehitlik haberin verdiler
sarı bir kağıt üstünde...
© 2003-2024 www.alternatifim.com/ Her Hakkı Saklıdır.