[A] >  [Adnan Durmaz Şiirleri] > Ateş Çiçeği-03 Şiiri
Sponsored Links

Adnan Durmaz - Ateş Çiçeği-03

Eklendi:
Yeni Şiir Eklemek İçin Tıklayın Şiir Ekle      Hata DüzeltHata Düzelt
Toprak düm düz
Acı bir boşluk kalmış
gidip dönmeyenlerin gittiği yolda
Çürüyüp dökülürcesine akan zamanda

Gülüşü - düşü tükenmiş insan
Tek kolu kopuk yolcu
Oturmuş damın duldasında
Yaşamın anlamını saklıyor gibi
oyulmuş sol gözünün yalağında
Trablusgarp'te kum
Sinek gibi kırılmış insanlar gördüm
Allahu Ekber Dağları'nda kar altında kalanlar
Düşmana mermi sıkmadan düşmüş yatanlar
Ne yürek kaldı bende ne düş
Yüz binlerce öldüm

On metre kar altında Sarıkamış Dağları'nda
Yan yana- koyun koyuna
sarmaşıp da yatmışlar uyurcasına
Gözleri açık kalmış
bir garip dalmış boşluğa
Dört ayağı üstünde donmuş beygirler
Varıp üzerine binesin gelir

Ve dahi bahar geldi eridi kar
Top arabaları çıktı ağaç tepelerinden
bir garip kuş gibi tünemiş
Dağ taş insan cılkı insan cesedi
Yel vurdu- sel taştı
Param parça & koka koka aktılar
Gün vurdu koktu dağ taş
O sulara sindi diye
İçmedi hiçbir mahlukat
Öyle bir koku ki
öte yanın beri gelir
Açlıktan- sıtmadan - ölümden beter

Ne yürek kaldı bende ne düş
Milyonlarca öldüm

Acı ki anlatılmaz bir şeydir ancak yaşanır
Acı ki mahlûkatlar içinde
Ona bir insan dayanır

Geri dönen on binler gibi
artık asla sevinmemek
üzülmemek üzere geri döndüm

Ve kalkıp yürüdü
Geri dönmeyenlerin gittiği yoldan
Kan damlayan bir suskunluk asılı kaldı havada
Kar'ağaçtan yontulmuş
düğnüğün ortasından sarkan nazarlık
Keklik yumurtasına ak dantele işlenmiş
Salkım saçak taneleri altın rengi üzerlik
Topakevin tavanından
ipin ucunda sallanan
bir demet sıtara çiçeği...

Mazlum- kuzu gözlerinde keder domurladı
Sıtara çiçeğinde kendini buldu Hatçe

Goncaları yıldız yıldız açılmış
büyümüş koptuktan sonra da
Kimse bilmez bu nasıl iş
Kopunca da ışkın sürer dal verir
Hatçe kendisini buldu sıtara çiçeğinde
Güzelliğin solsun dedi
Serpilip de gelişeme
Sana bakanlar kör olsun
Gözlerin önüne aksın da be Hatçe
bunca namussuzun yüzünü görme

Buğulanır yıldızlar yaslı gözlerde
Acı kokar yavşan otu gecede
Acı kokar cızlağan
Ötmesin üğü kuşları dert koyup derde
Delme kuzu ayrı düşmüş yanal koyundan
Yalnızlığı kurt sağnağı & oluru kesik
çözümsüz bin bilmecede

Bağrından hançerlenmiş tarihlerdir bu
Daha nice cellat eli
Hoyrat - harami keser
sıtara çiçeğini en yıldız yerinden
O dal sürer kesildikten sonra da
Açılır oylum oylum
Oy sıtara çiçeği
Bu onuncu gün
Sıtara çiçeği Hatçe
İlk kez dosdoğru baktı Kar'Üseyin'e
Ve konuştu ok gibi

İnsan dedikleri zulm eylemez mazluma
Daha murad almadan
Ben bir yetim parçasıyım
Er kişi dedikleri dünürcü salar
Sen beni istettin mi
Bire Kar'Üseyin
Saltanatın mazlum kanı
Ki ben kimsesiz biriyim
Yoksul Filiğ'in bir eli
Üç yüz atlıyınan basıp kaçtınız
Al duvak isterdim
dengim birine
Bire Kar'Üseyin
Dünürcü salardın erkeksen
Doğrudan yüzümü görmeden
Başka bir kız yok mu idi
Sen beni mi kurban seçtin
Al gayri işte
Al da kara başına çal gayrı işte

Kurdun pençesinde emlik kuzular gibi
Şimdi var geç ırzıma
Zorla çökersen başıma
Söz verdim kendi kendime
İp atar kıyarım canıma

On birinci gün konuştu Hatçe

Anamın şemenesiydim
Yoksul hanemizin yakışığı
Bana ayna tutup- işmar edenler
Vatan millet hakkı için
Kırım kırım kırıldılar cephede
geriye dönmediler
Sen ki uğrular uğrusu & uğursuz çapulcu
Koca koca kurtlar bile karıncaya el kaldırmaz
Gavur bile tevir tevir bazısı mazluma saldırmaz
Evlisin alem bilir daylak gibi karın var
Çocuğun var hanelerin ışığı
Hiç Allah'tan korkmadın mı
Bire Kara Üseyin benim suçum ne
Şimdi gel çök başıma ben de kıyayım canıma

Kar'Üseyin çıkıp bindi atına
Artık çatladı çatlayacak
Çatlarcasına sürdü kula tayını
Koca Belen'e nal vurdu & Tabaklar düzüne indi
Eskigömü üzerinden & Holuz'a doğru devrildi
Ulan dedi
dokuz çatal - otuz boğum oldu dert
Otuz tilki dolaştı kafasında
kuyrukları birbirine değmeden
Hatçe büyütmüş içinde & bir şifasız afat etmiş
O afatta kavrulur da savrulur
Üryan geçirir gönlünden
Aklı çıvası gelir
O ne endam- ah o ne
o ne meme- ne uyluk
Zibetli yaylada buldu kendini
Durdu çatlamak üzere kula tay
Vay anasına ulan dedi
Vay Kar'Üseyin vay!

On ikinci günün gece yarısı
Bir hışımla açıldı topakevin kapısı
Hatçe dirkeden attı
darpadan ayağa kalktı
Bana bak Hatçe Gelin
Bolalsın yerin göğün
Babası evine gitti
Karımı boşadım bu gün
Bin Güllü olsa boşarım
Ala demirin bıçağı
Gayri burnuma geldim
Şimdi başka sözüm yoktur & dök- düşün

İki gün hiç uğramadı Kar'Üseyin
Hatçe kaçmayı düşündü
Dedi- üç adım salmazlar
Kendini asmayı düşündü & can baldan tatlı
Bir ara acır gibi oldu Kar'Üseyin'e

Yiğide hakkını vermeli
İkinin biri gelir isterse & birin yarımı
Üstüne yok yakışık bahsinde
Kaç kız iç geçirir onu görünce
Ama bir yol her şeyden iğrenmiş Hatçe
Vakit on beşinci gün
Yel ince
Dağların üzerinden kürtük kürtük bulut ağdı
Ay balkıdı - süt döküldü ovaya
Dört bir yana - ışık yağdı
Korkunç ıssızlıkta karanlık hırsızdan yana
Bekleyiş diri diri mezar tadında

Gece ki
Düğnükte gıcım gıcım yayla yeli
Dörtnal bir at güpürtüsü titretti topakevi
Kapıdan Kar'Üseyin girdi
Durdu & bambaşka biri & taş- demir- tunç
Avını gözleyen bir şahindi gözleri
Duruşu korkunç & kandil alevinde
yalım kesilmiş yüzü

Avla avcı göz göze bakıştı bir an
Anlattı neyin nasıl olacağını
Haykırdı Hatçe
Duyulmamış bir canlıya aitti sesi
Yetiş kurban olayım anam

Avcı saldırdı avına
Av çırpındı kollarında
Öylesine bir direnç ki
şaşırdı avcı
çırpındı kurban
saldırdı avcı
© 2003-2024 www.alternatifim.com/ Her Hakkı Saklıdır.