[A] >  [Adnan Durmaz Şiirleri] > Ateş Çiçeği-02 Şiiri
Sponsored Links

Adnan Durmaz - Ateş Çiçeği-02

Eklendi:
Yeni Şiir Eklemek İçin Tıklayın Şiir Ekle      Hata DüzeltHata Düzelt
Kar'Üseyin araladı kapıyı
Hatçe pusmuş oturur peykesine topak evin
Kekikli bir yel kokusu
Tüm sesler ölü
Ne gök mavi - ne toprak yeşil - ne taş sert
Ölene dek saldıracak
tutsak bir yaban hayvanı
İçinde kaynayan tiksinti - kin
Kangal dikenleri gibi
Batmaya hazır her yanı
Kar'Üseyin'in kurbanı
Pusmuş peykesine topak evin
Yeryüzünün en kimsesiz insanı

Bir çığlık & göğü yırtan bir yıldırım
Akkor bir şimşek çakması
Eşkıya başının ruhuna çarptı
Yeryüzünün en kimsesiz kurbanı
İsyan kustu avcısına

Kanların altına aksın da yivrim yivrim
Asıl ayaklarından ölüm koksun ortalıkta
Yağlı kurşunlara gel

Hatçe dedi
Öyle bağırıp çağırma- şükür eyle Allah'ına
Seni bana yazdı da -şu dağların aslanına

Ne söylese dinlemedi
Çığlık çığlığa inledi
Yeşil çimenlerce güzeldi
Sarı papatyaların dengi
Mor menekşelerin ahengi
Ve pembe güllerdi Hatçe
Ağlayan güller gibiydi
İki gözü iki çeşme
Eey insanlar & hatırdan gönülden bilenler
Diz çöküp namaz kılanlar & adamdan sayılanlar
İleri gelenler- usul duranlar
Katiller Hatçe'yi aldı da kaçtı

Çiğillipınar'a konan Suvermezliler
Dayılar- böleler- emmiler - utlular-utsuzlar
Sizin de namusunuz değil miyim ben
bire gidi namussuzlar

Dağ- taş inledi sesinden
Konuştu Kar' Üseyin
Ben de bu dağların hükümdarıyım
Ve dahi cümle köylerin
Bolvadin'den- Kareser'e
Çifteler'den Sivrihisar'a nam yürütmüşüm
Hiç bağırma boşuna yakma tatlı canını
Gücüme kimseler karşı gelemez
Sen benimsin bundan gayrı
Var teslim ol bana
Gül ol da açıl bağrımda
Dünyalar vereyim sana..

Kar'Üseyin adın kara yerlerden gelsin
Yeğniciğinden yan da teneşirlere gel
Tutul da nuzullara çot olsun elin yüzün
Dumansız bacalardan karanlık gecelerden
kurtulma kara köpek

Kar'Üseyin çıkıp gitti dışarı
Yüzü öfkeden seyriyerek
Vardı kardeşi Keloğlan'ın yanına
Kel Mustafa düşünceli

Ulen Üseyin
Elin yumruk kadar öğsüzünü ne edecektin
Daylak gibi karın vardı
Üseynin yüzü öfke karası
Çıktı bayıra yukarı
Ve Hatçe'nin bağırtısı geldi peşinden
Sonra bir daha vardı
Bir daha çıktı
Hatçe ha bire bağırdı
Yengeler girdi & oturaklı kadınlar
Gerisin geri çıktılar
Ne bir tas su ne bir çarpım yufka
içip yemedi
Ağladı- ilendi- sövdü
Gelenler kâr etmedi

Anasının yarasını sardılar
Olur bacım dediler
Bir sizden ürüsüm değil
Elden ne gelir
Gözlerinin yaşını sil

Garip yolcular geçer yürüyen ölüler gibi
Kimisi ağaç ayaklı kiminin başı sargılı
kolu kesilmiş
Ölüm haberleri - ağıt çığlıkları
Günlük işler arasında
Erkekler kırılmış savaşlarda
Trablusgarp'ten Balkan'a
ne emmi kalmış- ne dayı
Ne bir devlet var ortada
Ne Allah rızasına hak güdecek bir başkası

Aziziye Konağından Geri dönmüş
elleri boş - yayan- yapıldak
Ağlar Filik Abıla yüreği bir hoş
kolları kopuk yaşın yaşın
Bu ne hak- bu ne hukuk
Kaldı harman yerinde samanı- çeci
Olancası bir avuççuk
Eller devşirip getirdi

Uzun yollardan gelirim dedi
Trablusgarp çöllerinden
Tobruk'tan- Derne'den
Susuzluktan ölenler
Kıvıl kıvıl bit içinden
Açlık - kum - ve bit harbinden

Irak yollardan gelirim
Tel örgülerden

Kurşun ve hançer kavlinden
Ölümü uçurum Balkanlar
Ölümü kara Karadağ
Tirana'dan - Üsküp'ten
Sofya'dan - ve Varna'dan
İnsan yüzü görmemiş acılardan
Bilinmedik açlıklardan
Bir kolum kopuk
Bacağım ağaç
Susuz- aç
Kaybedilmiş
ama büyük kavgalardan...

Girdi topakeve yol yordam bilen kadınlar
Kalaylı sinilerde yayla balı- kaymak- katmer
Elden ne gelir dediler
Gayrı sen mundar oldun
Bir bu eve yakışırsın
Yok gidecek başka bir yol
Gelir sıkar ümüğünü dediler
Var Kar'Üseyin'e teslim ol

Alsın kudurmuş kart köpek
Sıksın ümüğümü & canımı alsın
Ölüp kurtulayım varsın
Ona karı olacağıma
Gövdemi topraklar sarsın

Bir kadın yaklaşmak istedi

Sakın daklaşmayın bana
Kara Köpeğin itleri
Şu al kutnu sayanızdan utanın
dulukbastılı feslerinizden Yılan dillerinize kanacak mıyım
Çıkın başımdan defolun

Kele kız delirmiş dediler
Vaa bacım hadi gidelim
İvedi çıkıp gittiler
Artlarından fıydırılan sininin
sesini işittiler
Zaman akmaz gibi yavaş
Uzaklardan çan sesleri
Ve yaylanın yeli kekik esintili

Bir kabaltı çınladı
Sonra bir hardal çanı
Arkasından zil
Yanal koyunları aklına düştü
Gümüş burum kuzuları
Sonra anasının yüzü
Acı içinde sefil & saçılmış al kanları

Açıldı kilim kapı
bin bir rengiyle balkıyarak
Girdi Kar'Üseyin
Kara kaput yüzü yülenmiş
Kancık bir ifade gözlerinde
Gayrı barışalım pohur çiçeğim
Öyle bağırma konuşak
İnsan konuşa konuşa
Aşık koklaşa koklaşa

Bağırdı- taştı- tutuştu
Ak boynunda gök damarlar belirdi
Kanadı yarılmış dudakları
kar dişleri göründü

Kes ulan dedi Kar'Üseyin
Yolumu yokuşa vurma
Sarpa sardırma gönlümü
Kafa tasımı attırma
Çıktı gitti ormanlara yukarı
Üçüncü gün gelmedi
Gün uzadı- devrilmedi
Gecenin bir vaktinde
usulca girdi kapıdan

Beni zora koşma Filiğin Hatçe
Bundan böyle avradımsın
Namusun benim boynuma
Her şey gönüllüce olsun

Hatçe kıvrılmış sedire
Uyanıp belinledi
it oturumuna geldi
Bar bar bağırdı
yok mu bir can kurtaran
Çıktı gitti Kar'Üseyin

Dördüncü gün ikindi sularında
Kar'Üseyin gene geldi
dili ballar tadında
Geri gitti umudunun boynu kırık
Dört gündür lokma yememiş
Aç ölmeğe karar vermiş
Bir telaş sarmış herkesi
Yalvarmış yenge kadınlar
Bir tas su bile içmemiş

Beşinci gün düşündü
topakevden çıkarken
Ulan tut diyor felek & yatır altına
bas tokadı & tut elini kolunu
kalmamış zaten takatı & bas
Baktı Hatçe arkasından
Kim alır ahını ölsen
Kim acır gebersen acıdan
Madem öyle yaşa- diren
Yaşamayı fitil fitil getir burnundan
Kendin sor hesabını
Kar'Üseyin'den

Altıncı gün uzanıp tuttu kolundan
Tokatı yeyiverdi yüzünün ortasına
Hırsla bir tekme savurdu Hatçe'ye
kurban yuvarlandı yere
Fırlayıp kalktı öfkeyle saldırdı bağırarak
Beynine yankılandı yüzüne değen tokat
Düştü yeniden & darpadan kalktı
Çıkıp gitti Kar'Üseyin
Hatçe hüngür hüngür ağladı...

Oysa böyle olsun istemiyordu
Tadı kekreleşti sevmenin dedi

Ertesi gün öğle sonu Keloğlan
Girdi topakevin kapısından
Hatçe'ye nasihat verdi
Ben de istemezdim dedi
Gümbür gümbür davulunan
Köylüye aş döke döke
Al duvaklar içinde
murad almak hakkın idi
Öyle iken böyle olmuş neyleyim
Kar'Üseyin ağamdır ya
Aklı ermez yol yordama
Olan olmuş & çaresi yok & neyleyek

O dedi Hatçe ağladı
Sonra da çekilip gitti
Vardı Kar'Üseyin'e
Herhalde yumşuyor dedi
Elbet alışır sonunda
Sen de biraz sabır eyle
Kayıl olacak bahtına

Sekizinci gün gelmedi
Kar'Üseyin
Gene gitti kel Mustafa
nasihat etti
İnar-ı fener olmuş acıdan ve açlıktan
Gerçi yemeğe başlamış
Kadınlar öyle söyledi

Ertesi gün Kar'Üseyin geldi oturdu
Önce saydı döktü yiğitliğini
Sonra ağalığını anlattı
Üç bin davarım var dedi
Üç bin adamım
Gel etme gayri Hatçe
Sarplara vurma beni
Sen iste dağları yıkayım
Sen dile köyleri yakayım

Dilerim yalanların boğar seni
Dört vatan hayını
ne zaman üç bin oldu
Zenginlik ağalık sana mı kaldı
Dilerim, toprak bile kabullenmez gövdeni
Hatçe böyle söyledi

Kar'Üseyin çıkıp gitti
Bindi atına dörtnala vurdu
Yitti ay altında

Bir Göğüs Yaylasına vardı
Bir Kartal Pınar'ına
Doma'dan harmanladı
Oluklu'dan dolaştı
Belce'de sabaha ulaştı
Orda uyudu bir vakit
Yeniden bindi atına
Tekne Çukuru'na vardı
Keçi Gölcüğü'nde at suladı
Dolaştı Emirdağ'ın tüm yaylalarını
On sekiz yaylaya nal vurdu geçti
--
© 2003-2024 www.alternatifim.com/ Her Hakkı Saklıdır.